KILINÇLI-APPOLONIA-APERLAI-POLEMOS-ÜÇAĞIZ Bugünkü hedefimiz Aperlai. Yürüyüşümüz sırasında kıyısal özellikleri ve Likya-Roma kalıntılarıyla karşılaşacağız. Deniz ve doğa tutkunları; Kuzey Akdeniz havzasının tipik bitki örtüsü makilik alanlar, denize kavuşan fiyord benzeri dar kanyonlar, çakıl plajıyla sonlanan dere yatakları, küçük plajlar, zeytinlikler ve lahit mezarlar arasında yapacakları bu yürüyüşle tabiatla bir kez daha bütünleşeceklerdir. Kılınçlı(Sıçak) köyün vardıktan sonra kısa bir yürüyüşle ve ardından kısa tırmanışla Appolonia harabelerini ziyaret edecegiz. Patikadan ayrılmadan uzun bir yürüyüş bizi Aperlai antik şehrine ulaştıracak. Aperlai antik kentinde bizi önce liman harebeleri ve yaklaşık iki bin yıl önce bir depremle suyun altında kalmış yapılar karşılayacak. Mermer sütunları, düzgün zeminiyle bir kilise kalıntısı halen suyun hemen altında durmaktadır. Sözkonusu bu kalıntı Türkiye'deki sualtında bulunan ikinci kilisedir. Araştırmacılara göre burası 4-7. yüzyıllar arasında kutsal topraklara-Filistin'e- giden veya oradan gelen hacılar için bir cazibe ve mola merkeziydi. Aperlai adıyla bilinen bu 2400 yıllık yerleşim, en parlak dönemi olan 4-6. yüzyıllarda 1,000 kişiyi barındırıyordu. Kaş'tan yirmi deniz mili uzaklıktaki bu antik şehrin kalıntılarını karada yapacağınız gezintilerle ve aynı zamanda suyun altındaki batık şehir kalıntılarını da keşfetmek mümkündür. Harabeleri gezerken ünlü Roma eflatununun(purpura) hammaddesi olan 'murex' deniz kabuklusunun kaynatılmış, boyası alınmış kıyıdaki ve içerlerdeki öbeklerini görebilir ve halen o kokuyu alabilirsiniz. Fırtınalarla kıyıya vuran gemilerin kazazedelerini koruyan, aç denizcileri doyuran, çocuklara ağaç dallarından yaptığı oyuncakları sunan Noel Baba adıyla da anılan Piskopos Aziz Nikola'nın 4.yüzyıl başlarında doğup büyüdüğü yer olan Demre(Myra)'nin buraya sadece 15 mil uzaklıkta oluşu Aperlai'yi önemli bir ziyaret noktası haline getirmişti. Harabelerin gezilmesi ve moladan sonra 2 kilometrelik bir kıstağı yürüyerek Kekova körfezinin batı ucundaki Polemos bükünde(Siçak Koyu) öğlen yemeğimizi alacağız. Tekrar yüyüyüşe başlayana kadar yüzebilir ve etrafta gezintiler yapabilir ya da tembellik edebilirsiniz. Önce kıyıdan ayrılan ve tepelere saran patika daha sonra tekrar kıyıyla buluşarak bizi Üçağız(Teimioussa) yerleşimine götürecek. Müthiş bir kıyı görselliği içinde zamanın geçtiğini farketmeyeceksiniz. Teimioussa, Likya dönemi gömü alanlarının en önemlilerinde birisi olarak önceleri küçük bir balıkçı köyü ve şimdilerde trafiği yoğun bir turizm noktası olarak tarihteki işlevini sürdürüyor. Bu etap belki de o güne kadar yaptığımız görselliği en zengin gün olacak. Kasabaya adını veren Üçağız sözcüğü kıyıdan Kekova-Geyikova- Adası'nın güneye, doğuya ve batıya olan su yollarını-geçitlerini- anlatmaktadır. Kısaca Üçağız, 'üç su ağzı' demektir. Kekova iç limanı, Aperlai ile aynı dönemde sulara gömülen, yalnızca tekne ya da kano ile erişilebilen, batık şehriyle de ünlü bir nokta. Zorluk derecesi: B-C